Foto Galeri
Kitaplar
KRH Dergisi
Hasta Hazırlığı
Stoma Bakımı


Kolon ve Rektum Kanseri
Kalın barsak ve kalın barsağın son kısmı olan rektumdan kaynaklanan kanserlerdir. Tüm dünya üzerinde her yıl kolon ve rektum kanserine bağlı 655,000 ölüm meydana gelmektedir. Amerika’da her yıl 140,000 kişiye kolon veya rektum kanseri tanısı konurken, yine her yıl 60,000 kişinin bu nedenle öldüğü tespit edilmiştir. Ülkemizde, Sağlık Bakanlığı’nın 1998 yılında yayınladığı kanser türlerinin görülme sıklığının cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde; kalın barsak kanserleri kadınlarda ikinci, erkeklerde üçüncü sırada yer almaktadır.

KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERİ İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ

Yaş; Kalın barsak ve rektum kanseri herhangi bir yaşta ortaya çıksa bile 50 yaş sonrasında risk artmaktadır. Kalın barsak kanseri herhangi bir yaşta ortaya çıksa bile hastaların %90’ından fazlası 50 yaşın üzerinde olan kişilerdir. Bu yaştan sonra risk, her 10 yılda ikiye katlanır.
 
Aile; %20 hastada ise ailesel geçiş söz konusudur ancak geri kalan %80 hasta’da aile hikâyesi bulunmamaktadır.Ailede (birinci ve ikinci derecede akrabalar) ve /veya kendisinde; aşağıdaki hastalıkların olması riski arttırmaktadır.
·         Kalın bağırsak kanseri hikâyesi
·         Kalın bağırsak polibi hikâyesi olması
·         Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı olanlar (8-10yıldan fazla süre ile hasta olanlarda risk artar)
·         Meme, yumurtalık ve rahim kanseri olanlar
 
Diet Ve Çevresel Faktörler; Hayvansal yağlar (yağların mukoza h. lerine direkt toksik etkisi olduğu düşünülmektedir.), düşük lifli gıda,alkol, sigara, şişmanlık ve sedanter yaşam riski arttırır.

KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERLERİ NASIL OLUŞUR?
Kalın barsak ve rektum kanserleri barsak duvarında bulunan bir grup hücrenin büyüyerek polip haline dönmesi ve polipin de çeşitli risk faktörleri varlığında kansere dönüşmesi ile oluşmaktadır. Polip; barsak duvarından kabarık gözle görülebilen bir lezyondur. Çoğu polip iyi huylu olmakla birlikte bazı tipleri zamanla büyüyerek barsak duvarına veya diğer organlara yayılım gösterebilen kanser dokusu haline gelebilirler.Polipin kansere dönüşümü hücrelerin gen yapısındaki değişme, bozulma ile açıklanabilir. Bu değişiklik ve bozulmalar kalıtsal veya kendiliğinden oluşabilir. Poliplerin çoğunlukla herhangi bir belirti vermezler, başka nedenle yapılan endoskopik incelemelerde tesadüfen saptanırlar. Tespit edildiklerinde endoskopik olarak çıkarılmalarıyla ileride kansere dönüşmeleri engellenmiş olur.

KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERLERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Makattan Kanama; en sık karşılaşılan ve kişiyi doktora getiren bulgudur. Makattan kanama kalın barsak ve makatı ilgilendiren birçok hastalıkta görülebilmekte, ancak kanserin en önemli bulgusu olması nedeniyle ihmal edilmemesi gerekmektedir. 
 
Dışkılama Alışkanlıklarında Değişiklikler; bir süre kabızlık olması ve ardından diyare gelişmesi veya dışkı çapında giderek azalma, makatta dolgunluk hissi olması ve sürekli dışkılama ihtiyacı olmasına rağmen tuvalete oturulduğunda dışkılanamaması şeklinde barsak alışkanlıklarında değişiklikler meydana gelmektedir.
 
Karın Ağrısı; sık rastlanan bir yakınma olmakla birlikte yukarıda sayılan şikâyetlerle birliktelik gösterdiğinde kalın barsak ve rektum kanseri için anlam kazanmaktadır.
 
Kilo Kaybı; sadece kalın barsak ve rektum kanseri değil bütün organlara ait kanserlerde kilo kaybı görülmektedir. Burada önemli olan kilo kaybının istemsiz olarak kısa süre içerisinde meydana gelmiş olmasıdır, örneğin son 2-3 ay içerisinde 10 kg kayıp gibi…
 
Kansızlık-Solukluk; hem makattan olan kanamalar (bazen dışkıda fark edilemeyen gizli kanamalar da olabilmektedir) hem de kanser hücrelerinin aşırı çoğalması nedeniyle kişilerde kansızlık ve buna bağlı solukluk meydana gelebilmektedir. Özellikle 50 yaşın üzerinde bir hastada kansızlık tespit edilmesi halinde dışkıda fark edilemeyen gizli kanama ve altta yatan bir kalın barsak kanseri olabileceği düşünülerek mutlaka dikkatli bir şekilde incelenmelidir.
 
Şişkinlik; Kalın barsak ve rektum kanserleri büyük boyutlara ulaştıklarında barsakta kısmi veya tam tıkanıklığa neden olmakta ve hastada yetersiz dışkılama ve gaz çıkartmaya bağlı olarak karında şişkinlik meydana gelebilmektedir. Ancak kişi dışkılayamıyor ve gaz çıkaramıyorsa ve şişkinlik gün geçtikçe artıyorsa acil olarak doktora başvurması gerekmektedir çünkü bu durumda barsak, kanser nedeni ile tamamen tıkanmış demektir acil ameliyat edilmesi gerekir.

KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERİ TANISI İÇİN HANGİ TETKİKLER YAPILIR?

Fizik Muayene; Kalın barsağın son kısmı rektumda makattan sonraki ilk 8 cm’de yerleşmiş kanserlerin parmakla yapılan muayene (rektal tuşe) ile saptanması mümkündür.
 
Gaitada-Dışkıda Gizli Kan; Kolon ve rektum kanserlerinintanısında kullanılan en kolay testtir. Ancak bu test sadece kanama esnasında pozitif olmaktadır. Kanserlerin %50’si, poliplerin %10’u test sırasında belirlenebilecek kadar kanarlar. Bu nedenle kanser ve polipin tam olarak teşhisi için ileri tetkik gereklidir. Gaitada gizli kan testi elli yaş üstü kişilerde,anemisi(kansızlık) olanlarda her yıl tarama amaçlı olarak yapılmalıdır.
 
Flexible (kıvrılabilir) sigmoidoskopi; Makat-Anüsten başlayarak kalın barsağın 60 cm’likkısımını görmeye yarar. Bu inceleme sırasında lezyonu görmenin yanı sıra, gerekir ise buralardan biyopsi de yapılabilir.Ayrıca polipler çıkarılabilir.
 
Kolonoskopi;bir polip veya kanser, flexiblesigmoidoskopi ile tesbit edildiğinde kalın barsağındaha önceki kısımlarında da başka polipler olabileceği için veya kişi kalın barsak kanseri yönünden yüksek risk taşıyorsa, tüm kalın barsak (kolon) mukozasının incelenmesi gerekir. Tüm kalın barsağın incelenmesi işlemine kolonoskopi denir.
 
Barsak filmi; kalın barsağı örten tabaka, ilaçlı barsak filmi ile de değerlendirilebilir. İlaçlı kalın barsak filmi, büyük polip ve kanserlerin tespitinde hemen hemen kolonoskopi kadar iyidir. Ancak bu tetkikte hastalıklı alandan biyopsi alınması mümkün değildir.
 
Doktorunuz tarafından istenebilecek diğer tetkikler; Akciğer ve karın tomografisi, rektum kanserlerinde makatan yapılan özel ultrason, karın alt kısmının (pelvis) manyetik rezonans incelemesi (Pelvik MR) ve bazı durumlarda hastalığın yaygınlığını değerlendirmek amaçlı (kanser hücrelerinin başka hangi organlara yayıldığını değerlendirmek için) pozitron emisyon tomografisi (PET) istenebilir.

TÜM BU TETKİKLERİN YAPILMASI GEREKLİMİDİR?
Bu tetkikler kalın barsak ve rektum kanserinin hem bulunduğu yerde hem de daha uzak organlara (En sık karaciğer ve akciğer; daha nadir olarak kemiklere ve beyine yayılım görülebilir) ne kadar yayıldığının (kanserin evrelendirilmesi) anlaşılması için gereklidir. Bu tetkiklerin yapılması asla zaman kaybı değildir aksine doğru tedavinin uygulanabilmesi için hayati öneme sahiptir.

KOLON VE REKTUM KANSERİNİN TEDAVİSİ
Öncelikli tedavi cerrahidir. Cerrahi ile kanserli olan barsak bölgesi ve onu besleyen damarları ve lenfleri içeren yağ dokusu çıkarılır. Sonrasında kemoterapi ve radyoterapi cerrahi tedaviye ek olarak uygulanabilir.
Eğer kanser erken tanı konur ve tedavi edilirse, hastaların %80-90’ı sağlığına kavuşur. Tanı geç evrelerde konursa, iyileşme şansı %60 veya daha altına düşer.Kolorektal kanserli hastaların %5’inden azında, cerrahi olarak hastalıklı olan kalın barsağın çıkarılmasının ardından, geri kalan kalın barsağın karın duvarına ağızlaştırılması gerekebilir. Bu işleme de kolostomi (stoma) açılması denir.

KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERİ AMELİYATLARI
Kalın barsak kanserlerinde eğer ameliyata tıkanıklık veya delinme gibi nedenlerle acil şartlar altında girilmediyse, ameliyatta hastalıklı kısım çıkartılır ve barsaklar tekrar bir biri ile birleştirilir (anastomoz yapılır) kısaca hastanın ostomiye (cerrahi olarak dışkılama için oluşturulan açıklık-torba) ihtiyacı olmaz. Ancak kanser rektumda yerleşmişse bu durumda yaklaşım daha farklı olmaktadır. Rektum makattan sonraki kalın barsağın yaklaşık 15-18 cm’likkısımıdır ve 3 bölümde incelenir, makattan sonraki kısım alt ve sırasıyla orta ve üst rektum bölümleri. Üst rektum bölümündeki kanserlerde hastalıklı kısım çıkartılır ve barsaklar birleştirilir. Orta rektum bölümündeki kanserlerde barsaklar birleştirilir ancak birleştirilen barsak bölümünde dikişlerin tutması için daha sonra kapatılmak üzere ince barsak geçici olarak dışarıya alınır. Alt rektum kanserlerinde, kanser ne kadar makata yakınsa barsakların birleştirilmesi o kadar zor olmaktadır. Makata sadece birkaç cm uzaktaki kanserlerde kişiye kalıcı ostomi (ömür boyu) açılması gerekmektedir.

KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERLERİNDE KEMOTERAPİ
Kanser hücrelerini yok edilmesi için kullanılan ilaçlar kemoterapi olarak isimlendirilir. Özellikle kalın barsak ve rektum kanserlerinin erken dönemindeki çoğu hastanın ameliyat sonrası kemoterapi alması gerekir. Böylece ameliyat sırasında geride kalmış olabilecek kanser hücreleri yok edilmiş olur.
 
Kemoterapi, vücudun direncini düşürür. Kişinin enfeksiyonlara eğilimi artar (En basit grip bile kemoterapi alanlarda çok şiddetli seyredebilir.) Diğer yan etkileri, kansızlık, ağız içinde yaralar, ishal, cilt renginde koyulaşma, el ve ayak parmaklarında şişme ve kızarıklık ve buna bağlı soyulma ve saç dökülmesi görülebilir. Ancak saçlar tedavi tamamlandıktan sonra yeniden çıkar.

KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERLERİNDE RADYOTERAPİ
Radyoterapi, kolon kanserlerine göre rektum kanserlerinde daha sık kullanılan bir tedavi yöntemidir. Rektum kanserlerinde ameliyat öncesi uygulanan radyasyon, tümörü küçültmek ve tekrar etme olasılığını azaltmak içindir. Ameliyat sonrasında da o bölgedeki tekrarlamayı önlemek için kullanılır.

AMELİYAT SONRASI TAKİP
Ameliyat sonrası takip, kanserin tekrarlama riskine karşı ve yeni poliplerin oluşma olasılığına karşı yapılır. Tekrarlayan kanserler, en sık iki yıl içinde tespit edilir. Bu nedenle takibin bu dönemde sık yapılması gerekir. Fakat tekrarlayan kanserlerin hemen hepsi, 5 yıla kadar uzanabilen süre içerisinde gözlendiğinden, en az 5 yıl izlemek gereklidir. 5 yıldan sonra takip öncelikle yeni polipleri tesbit etmek içindir ve daha seyrek yapılabilir. Takipte genel muayene, kan testi, flexiblesigmoidoskopi, kolonoskopi, akciğer grafisi, ultrasonografi ve bazen tomografi incelemeleri uygulanır.
 
Kolon ve rektum kanserli hastaların yakın akrabaları (anne, baba, kardeş, çocuk) hastalık için artmış risk altındadır. Bu nedenle polip tespiti için kolonoskopi ile periyodik incelemeler önerilir.
 
KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERLERİNDE TARAMA VE TAKİP
Kalın barsak poliplerinin çıkarılması kalın barsak kanserinin gelişimini önlemektedir. Bu nedenle kalın barsak kanseri önlenebilir bir hastalıktır
Hastalıkları gelişmeden önlemek, erken evrede yakalayabilmek ve başarıyla tedavi edebilmek için sağlıklı bireylerin sağlık kontrolünden geçirilmesine tarama işlemi denir. Kalın barsak kanseri için yapılan tarama testlerinin iki önemli amacı vardır:
 
·         Kalın barsakta görülen kanser öncüsü poliplerin çıkarılması ve kanserin önlenmesi
·         Kalın barsak kanserinin erken evrede yakalanması ve tam şifa ile tedavi edilmesidir
 
Kolon ve rektum kanseri açısından risk grubunda olmayan insanlara, 40 yaşından başlayarak, her yıl rektal (makat) muayene ve dışkıda gizli kan testi önerilir. 50 yaş ve sonrasında her 5 yılda bir fleksiblsigmoidoskopi önerilmektedir. Bunun dışında kalın bağırsak grafisi (baryumlu inceleme) her 5-10 yılda bir veya kolonoskopi her 10 yılda bir uygulanabilen diğer tetkiklerdir.

KALIN BARSAK VE REKTUM KANSERİNDEN KORUNMAK
Fiziksel egzersiz yapmak: Araştırmalar, düzenli egzersiz yapan bireylerde kalın barsak kanseri dâhil birçok kanser gelişme riskinin azaldığını göstermiştir. Haftada 5 gün, 30-60 dak. arasında orta şiddette veya günlük 150 kalori harcanmasını sağlayan egzersiz yapılmalıdır.
 
Aşırı Kilolardan Kurtulmak: Fazla kilolar kanser riskini arttırmaktadır.
 
Sigara Kullanmamak: Diğer kanserler gibi sigara kullanımı, kalın barsak kanser riskini de büyük oranda arttırmaktadır.
 
Aşırı Alkolden Sakınmak: Yapılan araştırmalar alkolün kalın barsak kanser riskini arttırdığını göstermiştir.
 
Sağlıklı Gıda Tüketimi: Kalın barsak kanserinin önlenmesinde beslenme alışkanlığı da önemli rol oynamaktadır. Yüksek lifli düşük yağ içerikli besinlerin tercihi önerilmektedir.
 
Bu korunma yöntemleri tam olarak kalın barsak kanser gelişimini önlemez. Risk altındaki bireylerin, herhangi bir şikâyeti olmadan mutlaka tarama yöntemlerinden yararlanması gerekir.
 
Sonuç olarak, dışkılama alışkanlığında değişiklik, dışkıda kan görülmesi durumlarında dikkatli olunmalıdır. En önemlisi, yüksek risk sınıfına giren bireylerin tarama testlerinin ve fizik muayenelerinin yapılmasıdır.


SUT Düzeltme Önerileri
Hukuksal Danışma
Burslar
Anket
Haber Arşivi
Her hakları saklıdır © 2012 TKRCD. İzinsiz herhangi bir alıntı yapılamaz.
Yasal Uyarı